Hikayemiz
Ekmek bu toprakların vazgeçilmezi. Eşimle ben de ekmeği çok severdik, ama raflardaki ekmeği sevemedik.
Hızlı mayalanan, katkı maddeleriyle şişirilen somun ekmekler sofralarımızın değişmezi oldu. Pek çok uzman bu ekmeklerin sağlığımıza iyi gelmediği konusunda uyarıyor. Sağlık sorunlarımız yüzünden eşimle eliminasyon diyetine başladık ve ekmeği hayatımızdan tamamen çıkarmayı denedik. Olmadı. Ekmeksiz bir sofra bize hep eksik geldi.
%100 ekşi mayalı, gerçek bir ekmek bulmak için kilometrelerce yol gittik. Bu kadar zorsa, aynı derdi yaşayan başka insanlar da olmalıydı. Ben de çevremdeki bu insanlar için 20–25 metrekarelik küçücük bir fırın açtım. Önce eğitimler aldım. Öğrendikçe işi daha çok sevdim, hamur beni kendine bağladı.
İlk günlerde günde 10–15 ekmek çıkarıyor, bir avuç insana ulaşıyorduk. Bugün 300 metrekarelik fırınımızda günde 500–600 ekmek pişiyor. Bu sayılar bize iyi ekmeğin peşine düşen insanların her geçen gün çoğaldığını söylüyor. Bizi en çok mutlu eden de bu.
“Ekmeksiz yaşayamadık. O yüzden iyisini yapmaya karar verdik.”
Küçücük bir fırınla başladık. Günde 10–15 ekmek.
Öğrendikçe hamura daha çok bağlandık.
Günde 500–600 ekmek.
İki fırın: Çeşmealtı ve Urla.